13 Haziran 2017 Salı

Üzüm buğusu gibi: Bozcaada

Bir kuşun kanadı sanki feribotun güvertesi. Sıcak bir yaz günü bu kocaman demir kuş beni maviye sürgün edilmiş bir kara parçasına taşıyor. Dünyanın uzak ve bilinmez bir köşesi değil belki ama  mitler diyarının  Tenedos’u, tanrı soylu hükümdarların ülkesi, zamanımızın Bozcaada’sı. Patikaları üzüm buğusunda düğümlenen, taş evlerin sıralandığı sokakları denize açılan, rüzgarı kekik kokan bir ada.  Tarihin babası Herodot’un “Tanrının insanları uzun ömürlü olsun diye yarattığı yer.” olarak tanımladığı Bozcaada.


Çanakkale’nin Geyikli kasabasından sabah mahmurluğuyla Bozcaada feribotuna biniyorum. Havada tek bir bulut yok , öyle ki deniz taşmış da sanki gökyüzüne kadar bulaşmış gibi. Doğanın renkleri mavinin bin tonuna boyarken sabahı, martılar beyaz bir leke gibi bir görünüp bir kayboluyor geminin etrafında. Sonunda Herodot’un ömre ömür katan adası görüş alanıma giriyor. Kocaman bir kale, şirin bir liman, sandallar, küçük telaşların peşinde gemiye binme heyecanı yaşayan insanlar, aydınlık, mis gibi bir hava. 





Önce kalacak yer bulmak için birkaç kapı çalıyorum. Kısa sürede Rum mahallesinde ,mütevazı bir pansiyonda, beyaz badanalı, kendimi kökten adalı hissettiren bir odaya yerleşiyorum. Plansız, kendiliğinden gelişen seyahatin son anda bulunmuş, şanslı odası!
 Adanın merkezi Türk mahallesi ve Rum mahallesi olarak temelde iki bölüme ayrılmış gibi. Vakti zamanında adada Rum nüfus yoğunken böyle bir yerleşim düzeni benimsenmiş. Yüzyıllarca birlikte yaşamanın ahengini yakalayan iki toplumdan bugün Rumlar oldukça azalmış olsa da sözcükler adayı terk etmemiş. Adada küçük pansiyonlardan, konsept butik otellere kadar her türlü konaklama seçeneği bulmak mümkün.  Ancak neticede burası bir ada ve yaz sezonunda kalacak yer bulmak sıkıntı olabilir.  Tatilinizi riske etmemek için rezervasyon yapmayı sakın ihmal etmeyin.


Ayazma Plajı

Habbele Koyu'nda Mitos Beach
Arnavut kaldırımlı daracık bir sokağa açılan küçük odamdan adanın şöhreti adayı aşmış plajı Ayazma’ya doğru uzanmaya karar veriyorum. Aracınız varsa feribotla adaya geçmek ve adayı araçla keşfetmek mümkün.  Bozcaada’nın merkezi yürüyerek tadına varabileceğiniz bir yer öncelikle bu aklınızda olsun. Adanın belli başlı plajlarına merkezden sürekli dolmuş kalkıyor. Aynı zamanda taksi de kullanabilirsiniz, öyle abartılı taksi ücretlendirilmesi yok. Ayazma Plajı, incecik kumlar, hasır şemsiyeler ve ipek örtü gibi uzanan deniziyle şöhretini fazlasıyla hak eden bir nokta. Ve bu güzelliğin bedeli olarak da yaz boyunca adanın en kalabalık plajı olma özelliğine sahip.  Ayazma Plajı’nın hemen bitişiğinde Sulubahçe Koyu yer alıyor. Burası belirli bir işletmeye ait olmadığından kendi halinde bir plaj. Sulubahçe’de bütün gün kitap okuyup, safir gibi sularda yüzebilirsiniz. Bozcaada’nın her köşesi denize girmek için uygun. Araçla dolaşırken ya da avare avare yürürken adını sanını bilmediğiniz, kimselerin olmadığı ama göz kamaştırıcı güzellikte koylarla karşılaşabilirsiniz.  Hazır konu denizden açılmışken adanın diğer ünlü sahillerinden de söz etmekte fayda var.  Adanın en popüler plajlarından biri Habbele Koyu. Habbele upuzun bir kumsal, kumsalın bir kısmında Mitos Beach bulunuyor ki Mitos bir gidenin mutlaka yeniden gittiği ya da gitmeyi düşlediği bir mekan. Mermer Burnu ya da halk arasında söylenişiyle Akvaryum Koyu, sahiline demir atmış kocaman gemisiyle fantastik bir görünüme kavuşan Beylik Koyu, genelde adanın yerlilerinin tercih ettiği ışıl ışıl sularıyla baş döndüren Çayır Koyu, Tuzburnu Feneri’nin yanı başında uzanan ve adını da bu fenerden alan Tuzburnu Koyu adanın sevilen deniz rotaları olarak dikkat çekiyor. Unutmadan Bozcaada’da deniz gerçekten tarifsiz bir berraklığa ve mavinin sarsıcı güzelliğine sahip, lakin alışılagelmiş Ege ya da Akdeniz sıcaklığını bu sularda yakalamak pek olası değil. Yine de bu sahiller gerek su altı zenginlikleriyle, gerek duruluğu ve sakinliğiyle her konuğunu müdavimi yapmayı başarıyor.

Meyhaneler Sokağı




İyot kokusunun, kekik kokusuna karıştığı ada yaşantısına ayak uydurmak kısacık bir zaman dilimi. İnsan birkaç saatte bütün ömrünü burada geçirmiş gibi hissediyor.  Yıllarca Türk ve Rumlar’in iç içe yaşamasının doğal sonucu olarak fevkalade zengin bir yerel mutfak kültürü var. Ahtapottan deniz kestanesine her çeşit deniz ürünü, adını duymadığımız otlar ve peynirlerle hazırlanmış mezelerle birleşip sofraları kuşatıyor.  Yıldızlar ada gecelerini ateş böcekleri gibi aydınlatırken Rum mahallesinde yer alan meyhaneler ve restoranlar dolup taşıyor. Sokaklara uzanan, ölçülü ve keyifli akşamlar bunlar. Biraz anason, biraz üzüm kokan, yerel müzisyenlerin masaları şenlendirdiği, herkesin hep bir ağızdan şarkı söylediği yıldızlı, parlak bir ada karanlığı.  Ay mehtabında sandallara karşı ada mezelerini ve taze balıkları tatmak isteyenler için de liman tarafında aynı keyifli ortamı sunan restoranlar bulunuyor. Adanın kaleye ve denize hakim panoramasıyla konuklarını ağırlayan Insulares Restoran ada otlarından yapılan enfes mezeleri ve deniz ürünlerinde yarattıkları farklı tatlarla müdavimi olacağınız mekanlardan yalnızca biri. Olur da adada dünya mutfağından bildik lezzetlerin peşi sıra gitmek ilginizi çekerse Tayyare Pizza’ya uğramayı unutmayın. Tayyare Pizza şaşırtıcı dekorasyonu ve pizzalarının lezzetiyle keyifle ayrılacağınız bir yer. Sabah kahvaltıları Bozcaada’da çok çeşitli adanın birçok restoranında kahvaltı yapabilirsiniz. Ayrıca meyhanelerin bulunduğu sokakta Lalezar Kahvaltı Salonu var ki özellikle ev yapımı reçelleri güne tatlı başlamak için bir fırsat. Yine adanın ünlü Çiçek Pastanesi de gerek kahvaltı gerek kuytu koylara giderken çantanıza atmanız gereken sıcacık poğaçalar, börekler için kesinlikle doğru adres.


Tayyare Pizza

Lalezar Kahvaltı




Üzüm adanın en önemli geçim kaynaklarından biri. Hatta çağlar öncesinde adada basılan sikkelerde üzüm salkımı ve şarap kadehi görülüyor. Dolayısıyla bağcılık bu toprağın yazgısına karışmış bir gelenek. Adanın bağları kendine has dört çeşit üzüme can veriyor. Kırmızı olarak Kuntra ve Karalahna; beyaz olarak da Çavuş ve Vasilaki.  Çarşıda, pazarda iştah açıcı tezgahlarda sunulan üzümleri denemeden adadan ayrılmayın.  Dilerseniz bu üzümlerden üretilen yerel şaraplara da göz atabilirsiniz.  Adada şarapçılık devam ediyor. Ada sokaklarında şarap tadım atölyeleri ve tanıdık şarap fabrikalarıyla karşılaşmak an meselesi. Talay, Amadeus ve adanın dünya çapındaki markası Corvus'un tadım atölyeleri ve satış mağazaları sezon boyunca dolup taşıyor. 
Bozcaada tezgahlarında gökkuşağına ilham verecek denli renkli reçel tezgahları da göreceksiniz.  Kokusu, tadı yerli yerinde olan bu reçellerin hepsi birbirinden güzel olsa da incir ve domates reçeli damağınızda yer edecek. Adanın tarihi pastanelerinden Bozcaadalı Veli Dede’den sakızlı kurabiye, Çiçek Pastanesi’nden badem ezmeli kurabiye paketlenip eve taşınacak ürünler arasına girebilir.


Bozcaada Müzesi & Yerel Tarih Araştırma Merkezi


Adanın geçmişi efsanelerle, kahramanlıklarla ve tarihe adını büyük harflerle yazdırmış devletlerle dolu.  Efsanevi Troya Savaşı’yla birlikte adanın adı tarih sahnesinde yer almaya başlıyor.  Çağlar boyu nice istilaya uğrayan ada Fenikeliler’den Yunanlar’a, Persler’den Bizans’a, Osmanlı’dan Venedik’e onlarca bayrak görmüş. Her gelen millet adada kendinden izler bırakmış. Bir dönem ada kendi sikkelerini basacak kadar refaha kavuşmuş. Günümüzde ada gizemli bir hazine sandığı gibi. Biraz karıştırırsanız size unutulmuş sırlarını zevkle anlatmaya hazır.  Önce sokaklar sessiz bir davetle sizi çağırıyor.  Eskitilmiş, demode bir zamanın cazibesini duyuyorsunuz sokaklarda. Kendine özgü bir mimari yaratmış, kapıları, pencereleri, saksıları çiçekleri ayrı bir devrin temsilcisi gibi. Deniz bir pusula bu sokaklarda, yaşam denizin mavisinde, bir salkım üzümde.  Evleri, pencereleri takip ederken Bozcaada Müzesi & Yerel Tarih Araştırma Merkezi’ne illa ki rastlayacaksınız. Sakın içeri girmemezlik yapmayın. Ada mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan müze binası Bozcaada’yla ilgili geniş bir koleksiyona sahip. Hayatın, tarihin, ada hayatına yön vermiş insanların ve siyasi olayların buluştuğu Bozcaada Müzesi bir Bozcaada yolculuğunun olmazsa olmazlarından biri. Bozcaada’da üşenmeyip kaleye çıkarsanız seyrine doyum olmayan harika manzaralar önünüze serilecektir. Bir de ada geleneğine uyup günü uğurlamak demek , güneşin denizde kayboluşunu adanın diğer ucundaki rüzgar türbinleri eşliğinde izlemek anlamına gelir.



Veee Arçelik mucizesi bir  triportörle
 Tayyare Pizza'dan herkese selamlar...

Her ada kendi evreninde, kendi denizinde yaşar.  Ama Bozcaada’da dolaşmak,  soğuğa çalan denizine ısınmak, buğusuyla büyüleyen üzümlerin rayihasına kapılmış bağları adımlamak, güneşin yakıcılığı altında poyrazın saçlarınızı dağıtmasına müsaade etmek, ruhun soluk alması, hafiflemesi demek. Öyle ya “Tanrının insanları uzun ömürlü olsun diye yarattığı yer.” derken Herodot’un bir bildiği olmalı!

5 yorum:

  1. Fevkalade güzel yazınız eşliğinde Bozcaada'yı bir de sizin ağzınızdan dinlemek ve gezmek hoş oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zarifsiniz Bilgehan Bey çok teşekkür ederim:)

      Sil
  2. Bozcaada bir daha ne zaman giderim bilmiyorum. Polente Feneri Hero ile Leandras aşkına tanıklık etmiş. O yüzden gün batımı başkadır, fenerin yanında.

    YanıtlaSil
  3. Yazı dilinizi bende beğeniyorum. Sevgiler

    YanıtlaSil